ŞEHVET

Dinimiz İslam Kuralları İçerisinde Evliliğe İlk Adımlar ve Evlilik Hayatının İslami Deliller Işığında Paylaşıldığı Bölüm

Mesajgönderen Şatibi » Cum Oca 27, 2012 10:49 am


Şehvetin Gücü Ve Büyük Fitne Oluşu



İNSANI YARATAN Allahu Teala, onun fıtratında olan şehveti daha iyi bilir.

"Yaratan bilmez mi? O latiftir, haberdardır." (Mülk, 14).

Bu şehvetlerden en kuvvetlisi bir cinsin karşı cinsi sevmesidir; yani cin­sel etkendir. İşte bu etkenin gücünü te'yid eden Kur'an ve sünnetten delililer.

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere düşkünlük, insanla­ra süslü gösterildi. Bunlar sadece dünya hayatının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer Allah'ın yanındadır." (Al-i İmran, 14).

"Allah sizden (ağır teklifleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan, zayıf yaratılmıştır." (Nisa, 28).

Âyet, cinsel etkenin gücüne karşı insanın zaafını ve karşı koyma zorlu­ğunu belirliyor. Taberi tefsirinde İkrime ve Mücahid'in "İnsan zayıf yaratıl­mıştır" âyetinin anlamı hakkında, (insan kadınlara karşı sabredemez) dedik­leri nakledilmiştir.

Bu zaaf nedeniyle şeriat mü'min erkek ve kadınların hepsine helal cin­sel faydalanmayı kolaylaştırmay önem vererek, özgür kadınlarla evleneme­yen yoksullara -cariyelerin olduğu dönemde- cariyelerle evlenmelerine izin vermiştir. Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"İçinizden inanmış hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınız (olan cariyelerinizden alsın." (Nisa, 25).

Fakat bu izin aynı âyet içerisinde yer alan şu şarta bağlanmıştır: "Bu (cariye ile evlenme) içinizden sıkıntıya düşmekten korkanlar içindir."

Usame bin Zeyd (r.a.)'den: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Benden sonra erkeklere kadınlardan daha tehlikeli bir fitne bırakmıyorum."[839]

Ebu Said Hudri (r.a.) "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kadınlardan sakının, İsrail oğullarının ilk fitnesi kadın oldu."[840]


Şehvetin Gücü Ve Hadım Olmaya İznin Reddedilmesi



Said bin Ebi Vakkas'dan: "Rasulullah (s.a.v.) Osman bin Maz'un'un nikâhı terketmesini kabul etmedi. Şayet ona izin verseydi biz de hadım olur­duk."

Taberi'nin rivayetinde Osman bin Maz'un diyor ki: "Ya Rasulullah, ben bekarlığa dayanamayan bir adamım. Hadım olmama izin ver1. Rasulullah (s.a.v.): 'Hayır! Fakat senin için oruç vardır." Başka bir rivayette: "Şüphe­siz Allah bizim için ruhbanlığı müsamahakâr hak din ile değiştirdi, buyur­du."[841]

Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) ile beraber savaş­taydık; bizimle birlikte kadınlar yoktu. Biz: 'Ya Rasulullah! Hadım olalım mı?' diye sorduk. Rasulullah bizi bundan nehyetti."[842]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Burada 'tebettül'den maksat, evliliği terket-mek ve ondaki zevke ibadeti tercih etmektir... Tebettül'ün hoş karşılanma­ması, aşırılığa ve Allah'ın helal kıldığını haram kılmaya götürmesinden dolayıdır..." Taberi diyor ki: "Osman bin Maz'un'un istediği tebettül kadını güzeli ve lezzet alınan her şeyi haram kılmadır. Bunun için hakkında şu âyet nazil olmuştur: 'Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı güzellikleri ha­ram kılmayınız'... Hadımlık tabiri tebettül tabirinden daha beliğdir. Çünkü aletin varlığı şehvetin varlığının devamını gerektirir. Şehvetin varlığı tebet­tül'den kast edilen demektir. Böylece hadımlık istenileni elde etme yolunu belirler..."[843]

Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayetle: "Dedim ki: "Ey Allah'ın Rasulü, ben genç bir adamım; nefsimin günaha düşmesinden korkuyorum ve kadınlarla evlenecek imkânım yok'. Bunun üzerine Rasulullah sustu. Sonra aynısını söyledim. Yine sustu. Sonra yine aynısını söyledim, sustu. Sonra yine aynı şeyleri söyledim; bunun üzerine Rasulullah: 'Ey Ebu Hureyre, senin karşıla­şacağını yazan kalem kurumuştur. Şu hal üzerine sen ister hadımlaş, ister bı­rak', buyurdu."[844]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Hadiste geçen 'el-anete' kelimesi, zina de­mektir. Günah, fücur, zor ve kötü olan şeylerede bu ad verilir. İbnü'l-Enbari anet'in şiddet olduğunu söylemiştir. 'Kadınlarla evlenecek birşey bulamıyo­rum. Bunun üzerine bana karşı sustu' sözü Harmele'nin rivayetinde: 'Kadın­larla evlenmek için birşey bulamıyorum izin verde hadım olayım' denmiştir. 'İster hadımlaş, ister bırak1 sözü yani 'belirttiğimi yap ya da terk ederek sana emrettiğime uy' demektir...[845] Buradaki emir fiilin yapılması için değil aksine tehdit içindir. Buna göre adeta 'Eğer her şeyin Allah'ın hükmünde olduğunu bilirsen hadım olmakta hiç bir fayda yoktur' demiştir." [846]


Şehvetin Gücü Ve Evlenmeyle Korunma



Abdullah (r.a.)'dan: "Biz Rasulullah (s.a.v.)'in yanında hiç bir şeyi ol­mayan gençlerdik. Rasulullah bize: 'Ey gençler topluluğu, kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Şüphesiz o gözü haramdan korur, ferci de fuhuştan korur."[847]

Müstevrid bin Şeddat Rasulullah1 tan şöyle işittiğini rivayet etmiştir: [848] Kim bizim işçimizse, kadın edinsin. [849]


Şehvetin Gücü Ve Kadınları Arzulama



Ebu Hureyre (r.a.)'dan "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Peygamber­lerden bir peygamber gazveye çıkarak kavmine şöyle dedi: 'Duhul yapmak için bir kadına sahip olan ve hala duhul yapmayan kimse bana tâbi olma­sın."[850]

Cabir (r.a.)'dan "Rasulullah (s.a.v.) ile bir gazada beraber idik. Döndü­ğümüz vakit ben yavaş giden deveme binerek acele davrandım. Arkamdan bir binekli bana yetişerek elindeki sopa ile dürttü. Bunun üzerine bineğim iyi develer gibi koşmağa başladı. Bir de baktım Rasulullah (s.a.v.)'in huzurunda değil miyim? Bana: 'Neye acele ediyorsun?1 diye sordu. Ben de: 'Ya Rasulul-lan, ben yeni evliyim', dedim. (Başka bir rivayette:'[851] 'Ya Rasulullah, ben ye­ni evliyim' dedim ve izin istedim, bana izin verdi. Bunun üzerine insanlardan önce Medine'ye geldim.)"[852]

Ebu Said (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.)'e bir kadın geldi. Biz de yanın-daydık. Kadın: 'Ya Rasulullah! Kocam Safvan bin Muğtal, Oruç tuttuğum zaman iftar ettiriyor. Safvan: 'Ya Rasulullah! Oruç tuttuğum zaman iftar ettiriyor sözüne gelince: 'O çok oruç tutuyor. Ben genç bir adamım sabrede­miyorum. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): 'Kadın ancak kocasının izniyle oruç tutabilir', buyurdu."[853]

Şehvetin Gücü Ve Teskin Edilmesi



Cabir bin Abdullah (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.): 'Sizden birinin bir kadın hoşuna giderse gönlüne girerse, hemen kendi karısına giderek onunla cima etsin.[854] Çünkü bu nefsindeki şeyi giderir', buyurdular." [855]


Şehvetin Gücü Ve Oruçla Şiddetini Kırma:



Abdullah (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.): [856]' Ey gençler topluluğu, kim ev­lenmeye güç yetiremezse, ona oruç vardır. Şüphesiz oruç kalkandır." [857]


Şehvetin Gücü Ve Harama Düşme:



Burada haram çeşitli biçimlerde ortaya çıkar. Bunun her biçimi için şe­riat belli bir ceza koymuştur. Haram biçimlerinden her birini detaylıca suna­cağız.

Haramın birinci biçimi: Yasak zamanda hammıyla birleşme

a) Ramazan gecelerinde cinsel yakınlık; Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak, size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir, siz de onların elbisesisiniz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi ve tevbenizi kabul edip sizi affetti..." (Bakara, 187).

Bera' (r.a.)'dan rivayetle: "Ramazan orucu geldiği zaman biz bütün Ramazan boyunca kadınlara yaklaşmıyorduk. Erkekler kendilerine ihanet eder oldular. Bunun üzerine Allahu Teala: 'Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi ve tevbenizi kabul etti...1 âyetini indirdi."[858]

b) Oruçlu iken cinsel yakınlık:

Ebu Hureyre (r.a.)'dan: "Bir zaman biz Rasulullah (s.a.v.) yanında otu­rurken bir adam gelerek: 'Helak oldum ya Rasulullah', dedi. (Bir rivayette[859]: 'Şüphesiz o yanıyordu.') Rasulullah (s.a.v.): 'Seni helak eden nedir?' diye sordu. Adam: 'Ramazan gününde karımla cima ettim', dedi. Rasulullah (s.a.v.): 'Bir köle azad edecek bir şey bulabilecek misin?' buyurdu. Adam: 'Hayır', dedi. Rasulullah: İki ay birbiri arkasına oruç tutabilecek misin'? diye sordu. Adam: 'Hayır', dedi. 'Öyle ise altmış fakiri doyuracak bir şey bulabile­cek misin?' dedi. Adam yine: 'Hayır', dedi. Sonra oturdu. Rasulullah (s.a.v.)'e içinde hurma dolu bir zembil getirdiler. Rasulullah soru soran nere­de? diye sordu. (Bir başka rivayette[860] 'Yanan nerede?' diye sordu) Adam: 'Benim1, dedi. Rasulullah: 'Bunu al tasadduk et1, buyurdu. O da: 'Bende daha fakirine mi ya Rasulullah! Medine'nin iki taşlığı arasında benim ailemden daha fakir bir aile yoktur', dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) güldü hatta yan dişleri göründü. Sonra: 'Ailene yedir1, buyurdu. "[861]

c) Zihardan sonra cinsel yakınlık:

Ebu Seleme ve Muhammed bin Abdurrahman'dan: "Selman bin Sahhar el-Ensari Ramazan geçinceye kadar hanımına: 'Senin sırtın annemin sırtı gi bi1 dedi. Ramazanın yarısı geçince bir gece hammıyla beraber oldu. Bunun üzerine Rasulullah gelip haber verdi. 'Bir köle azad et', buyurdu. Selman: 'Ona gücüm yetmez', dedi. Rasulullah: "İki ay peşpeşe oruç tut1, dedi. Sel­man: 'Buna güç yetiremem\ dedi. Rasulullah: 'Altmış tane miskini doyur', dedi. Selman: 'Bunu yapamam', dedi. Bunun üzerine Rasulullah Urve bin Amr'a: 'Hurma dolu bir zembil ver de o altmış miskini doyursun', buyur­du."[862]

d) İhramlı iken cinsel yakınlık:

Enes bin Malik'e Ömer bin Hattab, Ali bin Ebi Talip ve Ebu Hureyre (r.a.)'a hacda ihramlı iken ehliyle cima eden adam hakkında sorulduğunda.

Onlar: 'Haclarını bitirinceye kadar devam ederler. Sonra onlara gelecek hac ve kurban vardır' dediler. Ali bin Ebi Talip: 'Gelecek sene hac için ihrama gi­rerlerse hacları bitinceye kadar ayrı dururlar' dedi."[863]

İbn Abbas (r.a.)'a ihramlı iken Mina'dan ayrılmadan önce hanımıyla beraber olan bir adam hakkında soruldu. O, büyük baş hayvan kurban etme­sini emretti."[864]

Haramın ikinci biçimi: Küçük günahları işleme

İbn Ömer (r.a.) Rasulullah (s.a.v.)'den şöyle rivayet etti: "Bir zamanlar üç kişi yolda giderlerken kendilerini yağmur tutmuş ve dağda bir mağaraya sığınmışlar. Daha sonra mağaranın ağzına dağdan bir kaya düşmüş ve onları kapamış. Bunun üzerine yolcular birbirlerine: 'Allah için salih amel işledi-nizse, o ameller vasıtasıyla Allah'a dua edin. Belki Allah bu kayayı size açar', demişler... Diğeri: 'Allah'ım! Benim amca kızı vardı. Onu erkeklerin kadın­ları sevmesinin en son derecesiyle sevmiştim'. (Başka bir rivayette:[865] 'On­dan kendisiyle evlenmek istedim. Kız bana gelmekten kaçındı. Hatta kıtlığa duçar oldu. Bunun üzerine bana geldi.') Fakat o, kendisine yüz altın getirme­dikçe bunu kabul etmedi. Çalışıp nihayet yüz altını topladım ve ona götür­düm. Ayaklarının önüne oturduğumda: 'Allah'tan kork ve bu mührü haksız yere açma!' dedi. Ben yanından kalktım ve onu bıraktım. Eğer bunu senin rızanı dileyerek yapmışsam, bu kayanın bir kısmını bize aç', demiş. Allah da onlara bir miktar açmış..."[866]

İbn Mes'ud (r.a.)'dan: "Bir adam bir kadını öpmüş (Bir rivayette: Öp­müş ya da elle dokunmuş) (Başka bir rivayette:[867] "Adam: 'Ben Medine'nin kenarında bir kadına cima etmeksizin dokundum. Benim hakkımda dilediği­ni hüküm buyur1, dedi.") Rasulullah (s.a.v.)'e gelerek bunu haber verdi. Bu nun üzerine: 'Namazı gündüzün iki tarafında ve gecenin bazı saatlerinde dosdoğru kıl. Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri giderir' âyeti nazil oldu. Bu­nun üzerine adam: 'Ya Rasulullah! Bu yalnız bana mı mahsus?' diye sordu. Rasulullah (s.a.v.): 'Ümmetimin hepsine!' buyurdular."[868]

Enes bin Malik (r.a.)'dan: "Bir adam Rasulullah (s.a.v.)'e gelerek: 'Ya Rasulullah! Bana hadd isabet etti. Onu bana tatbik et1, dedi. Namaz vakti gelmişti. Adam Rasulullah ile birlikte namaz kıldı. Namazı eda ettikten son-,ra: 'Ya Rasulullah! Ben hadde isabet ettim. Hakkımda Allah'ın kitabını tat­bik et1 dedi. Rasulullah: 'Sen bizimle beraber namazda bulundun mu?1 diye sordu. Adam: 'Evet', dedi. Rasullullah (s.a.v.) de: 'Sen affolundun!1 buyur­du."[869]

Haramın üçüncü biçimi: Zina etme

Bureyde (r.a.)'dan: "Maiz bin Malik Eşlemi Rasulullah (s.a.v.)'e gele­rek: 'Ya Rasulullah! Ben nefsime zulmettim; zina ettim. Beni temizlemeni dilerim', demiş. Rasulullah onu geri çevirmiş. Ertesi gün olunca tekrar gele­rek: 'Ya Rasulullah, ben gerçekten zina ettim1, demiş. O da kendisini ikinci defa geri çevirmiş. Rasulullah onun kavmine haber göndererek: 'Bunun ak­lında yadırgadığınız bir kusur biliyor musunuz?' diye sormuş. Kavmi: 'Biz onu ancak aklı başında, kendi görüşümüze göre salihlerden biliriz', cevabını vermişler. Maiz üçüncü defa gelmiş. Rasulullah yine kavmine haber gönde­rerek onu soruşturmuş. Onlar da: 'Ne kendinde kusur vardır, ne aklında!1 diye haber vermişler. Dördüncü gün gelince onun için bir çukur kazdırmış. Sonra emir buyurarak recmedilmiş. Başka bir zaman Gamid'li kadın gelmiş ve: 'Ya Rasulullah! Ben zina ettim, şimdi beni temizle', demiş. Rasulullah onu da geri çevirmiş. Ertesi gün gelince kadın: 'Ya Rasulullah! Beni neye ge­ri çeviriyorsun? Galiba beni Maiz'i geri çevirdiğin gibi geri çevireceksin! Vallahi ben hamileyim1, demiş. Rasulullah: 'Haydi doğuruncaya kadar git1, buyurmuşlar. Kadın doğurduğu zaman çocuğu bir bez parçası içinde getir­miş, ve: 'İşte, onu doğurdum', demiş. Rasulullah: 'Git bu çocuğu sütten kesi-linceye kadar emzir', buyurmuş. Kadın onu memeden ayırdıktan sonra çocu­ğu, elinde bir parça ekmek olduğu halde getirmiş ve: 'İşte ya Rasulullah! Onu memeden ayırdım. Yemek yemeğe de başladı1 demiş. Bunun üzerine Rasu­lullah (s.a.v.) çocuğu müslümanlardan birine vermiş. Sonra emir buyurarak kadın için göğsüne kadar bir çukur kazılmış. İnsanlara da emir vermiş ve kadını recmetmişler. Halid bin Velid bir taşı başına atmış da kan Halid'in yüzüne sıçramış. Halid de ona söğmüş. Rasulullah ona söğdüğünü işiterek: 'Yavaş ol ya Halid! Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki! Bu kadın öyle bir tevbe etti ki, onu bir zorba yapsaydı mutlaka mağfiret olunur­du', buyurmuşlar. Sonra emredip cenazesini kılmış ve kadın defnedilmiş."[870]

Imran bin Husaym'dan: "Cuheyne kabilesinden bir kadın zinadan gebe olarak Peygamber (s.a.v.)'e gelmiş ve: 'Ya Rasulullah! Ben haddi hat ettim. Onu bana tatbik et1, demiş. Rasulullah (s.a.v.) de velisini çağırarak: 'Buna iyi bak, doğurduğu zaman onu bana getir1, buyurmuş. Velisi de öyle yapmış. Bunun üzerine Rasulullah kadın hakkında emir vererek elbisesi üzerine bağlanmış. Sonra recmedilmiş; cenazesini kılmış."[871]

Ebu Hureyre ve Zeyd bin Halid (r.a.)'dan: "Bedevilerde bir zat Rasulul-lah'a gelerek: 'Ya Rasulullah! Senden Allah aşkına benim için ancak Allah'ın kitabı ile hüküm vermeni dilerim', dedi. Öteki hasım -ondan daha anlayışlı olduğu halde-: 'Evet, aramızda Allah'ın kitabı ile hükmet! Bana da müsade buyur1, dedi. Rasulullah: 'Buyur', dedi. Adam: 'Benim oğlum bu adamda çı­raktı. Derken karısı ile zina etti. Ben haber aldım ki oğluma recm lazımmış; hemen onun namına yüz koyunla bir cariye fidye verdim. Bir de ulemaya sordum. Bana, oğluma ancak yüz dayakla bir yıl sürgün cezası lazım geldiği­ni; bunun karısına da recm icabettiğini haber verdiler', dedi. Bunun üzerine Rasulullah: 'Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, aranızda Al­lah'ın kitabı ile hükmedeceğim! Cariye ile koyunlar geri verilecek. Oğluna yüz değnekle bir sürgün gerek. Haydi ya Uneys! Bunun karısına git! Şayet itiraf ederse onu recm et!' buyurdular. Uneys kadına gitti. Suçunu itiraf et­miş. Rasulullah (s.a.v.) da emir buyurdular ve kadın recmedildi."[872]

Cabir bin Semura'den rivayetle: "Rasulullah (s.a.v.)'e kısa, dağınık saç­lı, adaleli bir adam getirdiler. Üzerinde bir gömlek vardı; zina etmişti. Pey­gamber (s.a.v.) onu iki defa reddetti. Sonra emir verdi recm olundu. Mütea­kiben Rasulullah şöyle buyurdular: 'Biz Allah yolunda her gazaya gittiği­mizde biriniz kalır; teke meleyişi gibi meler; o karılardan birine bir şeyler ve­rir! Allah bunlardan biri hakkında bana imkân vermez ki! Yoksa onu ibret yapardım."[873]

Vail Kendi'den: "Sabahın karanlığında mescide giden bir kadına ada­mın biri zina etti. Bunun üzerine kadın oradan geçen bir adamdan yardım is­tedi. Zina yapan adam kaçtı. Sonra kadına bir topluluk uğradı. Kadın onlar­dan da yardım istedi. Onlar kadının yardım istediği adamı gördüler. Zina yapan onlardan önce gitmişti. Onlar bu adamı getirerek kadın için kısas yap­tılar. Adam: 'Ben sadece sana yardım ettim, diğeri gitti, onu Rasulullah'a getirin..."[874]

Ibn Abbas (r.a.)'dan: "Hilal bin Umeyye, karısına zina isnadında bulun­du. Bunun üzerine gelerek, (Doğru söylediğine dair dört defa şehadette bulundu. Beşincide şayet yalancılardan ise Allah'ın lanetinin üzerine olma­sını söyleyerek) şehadet etti. Rasulullah (s.a.v.): 'Sizden birinin yalancılar­dan olduğunu Allah biliyor. Biriniz tevbe etmez mi?1 buyurdu. Sonra kadın kalkarak, (Kocasının yalancılardan olduğuna dair şehadette bulundu. Beşin­cide şayet doğrulardansa, Allah'ın gazabının üzerine olmasını söyleyerek) şehadet etti."[875]

Ebu Hureyre ve Zeyd bin Halid (r.a.)'dan rivayetle: "Rasulullah'a zina eden cariyenin hükmü soruldu. Rasulullah (s.a.v.): 'Zina ederse ona dayak vurun! Sonra tekrar zina ederse dayak vurun! Sonra yine zina ederse dayar vurun! Sonra onu velev bir ip karşılığı da olsa satın!' buyurdu."[876]

İşte gördüğünüz gibi insanın cinsel şehvet gücü karşısındaki karşılaştı­ğı zorluk fıtri bir zorluktur. Hatta faziletli nebevi toplumda da bu zorluk mevcuttur. Yani Allah bu zorluğu Adem'in bütün oğul ve kızlarının üzerine yazmıştır. Yine görüyoruz ki, Allahu Teala insanı başka cinsi sever bir halde yaratmıştır. Bu sevgi onu evlilik ilişkisinde bulunmaya iter. Bu sevgi onu yasak zamanlarda bile -zayıflık anında- evlilik ilişkisinde bulunmaya itebi­lir. Sonra bazen ona bir grup şeytan dokunarak onu küçük günaha düşürebi­lir. Bazen de nefsini şeytanın vesvesine ve şehvetin galeyanına teslim ede­rek Allah korusun zina yapabilir. Fakat Allahu Teala -ki insanı bu fıtrat üzere yaratmıştır- kullarına şefkatli ve merhametli olduğu için onlara helal alanla­rı geniş kılmıştır. Bir an zayıflık gösterip meşru olanı aşanlara gelince, bun­lar Allah'ın rahmetinin ne düzeyde olduğunu bilen ve Allah'tan aldığını tebliğ eden Rasulullah'ın yanında genişlik ve bereketi buldular. Rasulullah onlara günahlarının bağışlanması için yardımcı oldu. Onlar, bir anlık zayıf­lık göstermeleriyle birlikte uzun süre Allah'tan korkan inançlı ve sadık kim­selerdi. Bir grup şeytanın kendilerine dokunması ve bunun üzerine küçük günah işleyenlere gelince, bunlar Allah'ın rahmetini ve genişliğini buldular. Bunlar hakkında "İyilikler kötülükleri giderir" buyruğu inmiştir. Nefislerine yazık eden, şeytana yenilerek zina eden ve sonra hemen pişman olup zikre­den kimselere gelince, bunlardan kimi nefsinde bağışlanma dilemişlerdir. Bunlardan kimileri de, dünyada iken temizlenmek için Rasulullah'a gelmiş­lerdir. Rasulullah umulur ki ikrarında geri dönmüştür. Israr edince de onlara had uygulamış, dua etmiş ve hayırla anmıştır. Bunlardan bazıları da vardır ki zinaya düşmüşler ve bundan da geri adım atmamışlardır. Bunlar şeytana kendilerini kaptırmışlar ve masiyet üzere ısrar etmişlerdir. Fakat bütün bun­larla birlikte kalblerinde bir hayır bakiyesi kalmış olup Allah'ın mahlukatın-dan birine zayıf ve zor bir anında iyilik yapmışlar ve Allah bu iyiliği kabul ederek yaptıkları günahları affetmiştir. İşte önceki Peygamber'in dönemin­de bu duruma bir örnek:[877]

Ebu Hureyre'den: "Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Bir defa bir su kuyusu etrafında dolaşıyordu. Nerdeyse susuzluktan ölüyordu. Onu İsrail oğullan fahişelerinden biri gördü. Hemen mestini çıkararak onunla köpeğe su çekti ve hayvanı suladı. Bu sebeple mağfiret olundu." [878]

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

[839] Buhari, 11/40. Müslim, 8/89.

[840] Müslim, 8/89.

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/267-268.

[841] Buhari, 11/19. Müslim, 4/129.

[842] Buhari, 11/17. Müslim, 4/130.

[843] Fethul-Bari: 11/18-19.

[844] Buhari, 11/20.

[845] Fethul-Bari: 11/20-21.

[846]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/268-269.

[847] Buhari, 11/13, Müslim, 4/128.

[848] Sünenü Ebi Davud, Hadis No: 2552.

[849]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/269.

[850] Buhari, 11/131.

[851] Buhari, 6/466.

[852] Buhari, 11/255. Müslim, 4/176.

[853] Sünenü Ebi Davud, Hadis No: 2147.

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/269-270.

[854] Müslim, 4/129.

[855]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/270.

[856] Buhari, 11/13. Müslim, 4/128.

[857]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/270.

[858] Buhari, 9/248

[859] Buhari, 5/64.

[860] Buhari, 5/64.

[861] Buhari, 5/65. Müslim, 3/138.

[862] Sünenü't-Tirmizi, Hadis No: 959.

[863] El-Muvatta': 1/381.

[864] EI-Muvatta': 1/384.

[865] MüsIim, 8/89.

[866] Buhari, 5/313. Müslim, 8/89.

[867] Müslim, 8/102.

[868] Buhari, 2/148. Müslim, 8/101.

[869] Müslim, 8/102.

[870] Müslim, 5/120.

[871] Müslim, 5/120.

[872] Buhari, 15/149. Müslim, 5/121.

[873] Müslim, 5/117.

[874] Silsiletü'l Bhadis's Sahiha, Hadis No: 900.

[875] Buhari, 11/386. Müslim, 4/209.

[876] Buhari, 7/176. Müslim, 5/124.

[877] Buhari, 7/169. Buhari, 7/322. Müslim, 7/44.

[878]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/270-276.
Şatibi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
 
Mesajlar: 2550
Kayıt: Pzt Şub 15, 2010 6:41 pm

Dön İslamda Evlilik Hayatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron