Hanımlara Gusül Abdestinin Farz Olduğu Durumlar

Mesajgönderen Şatibi » Pzr Şub 20, 2011 10:17 pm


1. Uyku veya Uyanıklık Halinde Şehvetle Meni Çık­ması:


Hanımların menisi, ince sarı sıvıdır. Şehvetinin fazla ol­ması halinde bazen beyaz da olur. Hanımların menisinin anla­şılmasını sağlayan iki özellik vardır. Birincisi, kokusu erkeklerin menisinin kokusu gibidir. İkincisi, meni çıkarken haz duyması, çıktıktan sonra da şehvetinin kesilmesidir.[183] Yüce Allah; cünüp olduğunuzda temizlenin.[184] buyurmuştur. Peygamber de (sallallâhu aleyhi ve sellem}; erkeğin suyu koyu beyazdır; hanımların suyu ince sarıdır...' buyurmuştur.[185]

Meninin çıkmasıyla birlikte gusül farz olur. Meninin çıkma nedenleri arasında cinsel ilişki, ihtilam olunması veya kişinin tat­min olması arasında fark yoktur. Âlimlerin geneli bu görüştedir. [186]

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); 'Sudan dola­yı su gerekir [187] buyurmuştur. Yani, meninin gelmesinden dolayı gusüî suyu da gerekir.

Ümmü Seleme (radiyailâhu anhâ) anlatıyor; Ebû Talha'nm hanımı Ümmü Selim, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e geldi ve; 'Ey Allah'ın Rasülül Kuşkusuz Allah, hakkın söylen­mesinden haya etmez. Bir hanım ihtilam olduğu zaman gusül abdesti alması gerekir mi?' dedi. Rasuluilah (sallallâhu aleyhi ve sellem); 'suyu [188] gördüğü zaman evet' buyurdu. [189] Bu hadis hanımların da, erkekler gibi ihtilam olduklarına delildir. Bunun anlamı rüyasında cinsel ilişkide bulunduğunu görmesi, uyandı­ğında da elbisesine meni bulaşmış olmasıdır. Bu durumda gusül abdesti almak farz olur.


Hatırlatmalar:


a) Hastalık vb. sebeplerle, hanımlardan şehvetsiz olarak me­ni çıktığı zaman, gusül abdesti almaları 'farz olmaz'. Bu Hanefî, Şafiî ve Mâliki âlimleri bu görüştedir. İmam Şafii ve İbni Hazm ise bu görüşe muhaliftirler. Ancak, Peygamber (sallaliâhu aley­hi ve sellemj'in, hz. Ali'ye hitaben, 'Meni atarak çıktığı zaman gusül abdesti al [190] emri, âlimlerin çoğunluğunun görüşünü teyit etmektedir.

Meninin atarak çıkması, ancak şehvetle olması durumunda gerçekleşir. Yüce Allah; İnsan, atarak çıkan bir sudan yaratıldı' buyurmuştur. [191]

b) Rüyasında cinsel ilişkide bulunduğunu gören, ancak uyandığı zaman meni bulamayan kimseye gusül abdesti gerek­mez.

İmam Muhammed'e göre, bu durumdaki bir kadının ihtiyaten gusül abdesti alması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının, rahime akması muhtemeldir. [192]

c) Uykudan kalktığında meni ıslaklığı bulan, ancak rüyasın­da İhtilam olduğunu hatırlamayan kimseye gusül abdesti almak farzdır.

Bu konuda Âişe validemizin naklettiği hadiste; Peygamber (sallaliâhu aleyhi ve sellem)'e, 'ihtilam olduğunu hatırlamayan ama meni ıslaklığı bulan kimsenin durumu soruldu'. Peygam­berimiz (sallaliâhu aleyhi ve sellem) gusül abdesti alır' buyurdu. 'Rüyasında ihtilam olduğunu gören ama meni ıslaklığı bulamayan kimsenin durumu soruldu'. Peygamberimiz {sallaliâhu aleyhi ve sellem) 'ona gusül abdesti gerekmez' buyurdu. [193]

d) Elbisesinde meni gören, fakat ne zaman bulaştığını bil­meyen kimse, eğer o haliyle namaz kılmış ise, en son uykudan kalktığı vakitten itibaren namazlarını iade etmesi gerekir.


2. İki Sünnet Mahallinin Birleşmesi (Boşalma Olma­sa Dahi Cinsel İlişki Durumunda Gusül Abdestinin Ge­rekliliği):


Ebû Hureyre (radiyallâhu anh) anlatıyor; Peygamber {sal­laliâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; 'Erkek, hanımın dört uzvu arasına oturduğu ve ilişkide bulunduğu zaman, gusül farz olur.[194]

Âişe (radiyallâhu anhâ) anlatıyor; 'Rasulullah (sallaliâhu aleyhi ve seilemj'e; 'bir adam hammıyİa cinsel ilişkide bulunsa ancak boşalmasa, her ikisine de gusül farz olur mu?' diye so­ruldu. Âişe (radiyallâhu anhâ) da, orada oturuyordu. Rasulullah (sallaliâhu aleyhi ve sellem); 'ben ve işte bu öyle yapıyoruz, son­ra da gusül abdesti alıyoruz' dedi. [195]

Âlimlerin çoğunluğunun görüşünün dayanağı olan bu ha­disler ve diğer rivayetler, erkeğin penisi, kadının cinsel organıyla birleştiği zaman, her iki tarafta da boşalma olsun veya olmasın guslün farz olacağını ifade etmiştir.[196]

imam Nevevî, Müslim Şerhinde (1/650) der ki; 'Bu gün arük bu hükümde farklı bir görüş yoktur. Bu görüşe muhalif bazı sa­habeler vardı.[197] Ancak onlardan sonra bahsettiğimiz hükümde icmâ gerçekleşmiştir.'



Hatırl Atmalar:


1. Erkeğin penisi, kadının cinsel organına değse ama girme­se, meni inmediği sürece gusül gerekmez. İbrahim en-Nehaî'ye, 'hammıyla cinsel organların birleşmesi olmaksızın ilişkide bulu­nan ve boşalan adamın durumu' sorulduğunda; 'erkeğe gusül gerekir ama hanıma gerekmez. Kadın sadece meni bulaşan yeri yıkar' demiştir.[198]

2. Erkek hammıyla ilişkide bulunduğunda, penisinin sade­ce sünnet olan kısmının girmesi ve çıkan meninin eşinin cinsel organına akması nedeniyle, şayet hanımından da meni gelme­miş ise, hanımına gusül abdesti gerekmez.

İmam Nevevi 'ei-Mecmû'da (2/151) der ki; 'Meni [199] kadı­nın cinsel organına veya makadma girdikten sonra tekrar dışa­rı aksa kadına gusül gerekmez. Alimlerin çoğunluğunun görüşü budur.

Hanefi mezhebine göre, cinsel ilişki halinde, sünnet yeri kadar bir kısmın, kadının cinsel organına girmesiyle boşalma olsun veya olmasın- gusül abdesti gerekir. [200]

3. Erkek hammıyla ilişkide bulunduktan sonra kadın gusül abdesti alır, daha sonra da kadının cinsel organından erkeğin menisi çıkarsa, kadına yeniden gusül gerekmez. Ancak namaz abdesti alması gerekir. [201]

İbni Ebî Şeybe (1/139), sahih senetle Zuhrî'den nakletmiştir. İmam Zuhrî, 'Gusül abdesti aldıktan sonra, önceden kalan meni akıntısı çıkan erkek ve kadın hakkında 'cinsel organlarım yıkar ve namaz abdesti alırlar' demiştir.

4. Henüz hayız görmeyen küçük yaştaki hammıyla ilişkide bulunan erkeğe veya henüz akıl-bâliğ olmamış kocasıyla ilişkide bulunan kadına 'gusül farz' olur.

5. Erkek, hanımını cinsel ilişki için çağırdığında, hanımının gusül abdesti alacak su bulunmadığı gerekçesiyle onu engelleme hakkı yoktur. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem); 'Bir adam, hanımını yatağına çağırdığında, hanımı gelmeyi kabul etmezse; sabaha kadar melekler ona lanet eder.[202]

Şeyhu'I-İsSam 'Mecmûu'l-Feteuâ'da. (21/454) der ki; 'Kadı­nın, cinsel ilişkide bulunmak İsteyen kocasına engel olma hak­kı yoktur. Onunla ilişkide bulunmalıdır. Eğer gusül alma imkanı olursa, gusül alır; gusül alamazsa teyemmüm eder ve namaz kı­lar.



3. Hayız ve Lohusa Kanının Kesilmesi:


Aişe (radiyal-lâhu anhâ) anlatıyor; Peygamber (sallaliâhu aleyhi ve sellem), Fatıma bint. Ebî Hubeyş'e; 'Adet olduğun zaman namaz kılmayı bırak. Adetten kesildiğinde gusül abdesti al ve namaz kıl [203] bu­yurdu. Lohusahğm, hayız kam gibi olduğu konusunda icmâ edil­miştir.



4. Kâfir Bir Hanım Müslüman Olduğunda:


Kays bin Asım (radiyallâhu anh), 'Müslüman olduğunda, Peygamber (sal­lallâhu aleyhi ve sellem) ona su ve sidr [204] ile yıkanmasını' em­retti. [205]



5. Vefat Ettiği Zaman:


Bir kadın vefat ettiğinde, orada bulunan Müslüman hanımlara onu yıkamak/gusül farz olur. Bu konunun izahı, 'cenazeler' bahsinde gelecek -İnşallah.



6. Niyet, Guslün Sıhhat Şartıdır:


Çünkü gusül abdesti almak, şeriatın emriyle bilinen bir ibadettir. Dolayısıyla gusül ab­desti için niyet şarttır. Hanefi mezhebine göre, gusül abdesti alırken niyet etmek sünnettir.[206]



7. Gusül Abdestinin Rüknü:


Suyu vücudun tamamına yaymaktır'. Gusül abdestinin almışı, suyun bütün vücuda dökül­mesi, saça ve tenin tamamına ulaşmasıdır. Bunun dışında gusül abdestinde başka vacip yoktur.

Hanefi mezhebine göre, ağza ve buruna su vermek guslün farzlanndandır.[207]

Cünüplük nedeniyle gusüi alırken saç örgüsünün açılması hakkında soran kimseye Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem); 'başmm üzerinden üç avuç su döküp, sonra da her tarafına su dökerek temizlenmen yeterlidir [208] buyurdu.


Gusül Abdestinin Almışı:


Cünüplük dolayısıyla gusül abdesti alınışını anlatan birçok rivayet bulunmaktadır. Bunlardan biri, Âişe validemizin rivaye­tidir; 'Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) cünüplükten do­layı gusül abdesti aldığı zaman, iki elini yıkayarak başlar, sonra namaz abdesti gibi abdest alırdı. Sonra parmaklarını suya sokar, onunla saç diplerini ovardı. Sonra da iki eliyle üç avuç su alır başına dökerdi. Ardından bütün tenine su dökerdi. [209]

Meymûne (radiyallahu anhâ) anlatıyor; 'Peygamber (sallal­lâhu aleyhi ve sellem)'e gusül abdesti için su döktüm. İki veya üç defa ellerini yıkadı. Sonra sağ eliyle, sol eline su döktü ve cinsel organını yıkadı. Sonra elini yere veya duvara sürttü, sonra da yıkadı. Daha sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti, yüzünü, iki elini ve başını yıkadı. Sonra vücuduna su döktü. Sonra ye­rinden uzaklaştı ve ayaklarını yıkadı. Ona havlu getirdim. Eliyle (gerek yok) işareti yaptı ve istemedi.[210]


Hanımların Cünüplükten Dolayı Gusül Abdesti Almalarında ki Müstehap Olan Şekli Şöylece Özetleyebili­riz;


1. İki elini üç defa yıkar.

2. Sol eliyle cinsel organını yıkar. Organın içine su tutma­sı gerekmez. Şayet gerekli olsaydı bunu Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) açıklardı.

3. Namaz abdesti gibi abdest alır. Bunu güzelce ve eksiksiz olarak yapar. Eğer leğen vb. bir şeyde yıkanıyorsa ayaklarını yı­kamayı en sona bırakabilir.

4. Üç defa başına su döker ve suyun saç köklerine kadar ulaştırır. Saçı örgülü ise, saç örgüsünü açması gerekmez. Ümmü Seleme anlatıyor; 'Ey Allah'ın Rasülü! Ben saç örgüsü kalın bir kadınım. Cünüplükten dolayı gusül abdesti alırken açmalı mı­yım?' dedim. 'Hayır, başının üzerinden üç avuç su döküp, sonra da her tarafına su dökerek temizlenmen yeterlidir' dedi. [211] Ab­dullah bin Amr, hanımlara gusül abdesti alırken saç örgülerini çözmelerini emredince, buna Âişe validemiz karşı çıkmıştır. [212]

5. Önce sağ, sonra sol tarafından başlayarak vücuduna su döker.


Hatırlatmalar:


a) Yukarıda anlatılan gusül abdestinin alınış şekli müstehap-tır. Tamamı Rasuiullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in hadislerin­den alınmıştır. Şayet, hadiste belirtilenlerin bir kısmıyla yetinmek istenirse, suyu bütün vücuduna iletmiş olmak şartıyla caizdir. Sadece duş almış olmakla veya suya daimakla da gusül abdesti alınmış olur. İmrân- bin Husayn hadisinde anlatılan 'devesi üze­rinde iki tulum su arasında oturan kadın' kıssasında [213] Peygamber fsallallâhu aleyhi ve sellem) '.. .en son cünüp olan kişiye bir kap su verdi ve; 'git üstüne dök' buyurdu.[214]

b) Cünüplükten dolayı gusül abdesti alan bir kadın, cinsel organına sadece örtü üzerinden dokunmalıdır. Daha önce de belirtildiği gibi, örtüsüz dokunduğu takdirde (namaz) abdesti bo­zulur.

Hanefi mezhebine göre, kadın veya erkeğin kendi organına dokunmasıyla abdest bozulmaz. [215]


Hayız ve Lohusalıktan Sonra Gusül Abdesti:


Hayız ve loğusalık nedeniyle gusül abdesti almak, cünüp­lükten dolayı gusül abdesti almak gibidir. Ancak fazlalık olarak şunlar yapılır;

1. Su ile birlikte sabun vb. temizlik maddeleri kullanmak. Nitekim 'hayızı biten kadının guslü hakkında' soran Esma (radi-yallâhu anhâj'ya, Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur; 'su ve sidr [216] alırsınız ve temizlenirsiniz.. [217]

2. Hayız nedeniyle gusül abdesti alan kadının saç örgüsünü açması müstehaptır. Böylelikle suyun saç diplerine ulaştığı konu­sunda emin olur. Âişe (radiyallahu anhâ) anlatıyor; Peygamber (sallallâhu aleyhi ve seîlem) ona hayızdan dolayı- 'saçını çöz ve yıkan' buyurdu.[218]

3. Gusül abdestini tamamladıktan sonra hayız kanının bu­laştığı yerlere bir kumaş parçasıyla misk veya koku sürmesi ve kan kokusunu gidermesi müstehaptır.

Aişe (radiyallahu anhâ) anlatıyor; 'Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e bir kadın hayızdan dolayı nasıl gusül abdesti alacağını sordu. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) 'ona na­sıl yıkanması gerektiğini anlattı ve 'misk kokusuna bandırılmış bir yün veya pamuk parçası al ve onunla temizleri buyurdu. Kadın; 'nasıl temizleneyim?' dedi. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sel­lem) 'onunla temizleri buyurdu. Kadın; 'nasıl?' dedi. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) 'Subhanallah! Temizlen iştel' buyur­du. Bunun üzerine ben onu kendime doğru çektim ve 'kokulu bir parçayı kan izinin bulunduğu yere sürmesini' söyledim. [219]

Eşinin veya bir yakınının vefatı nedeniyle matem dönemin­de yas tutuyor olsa da, hanımların hayız kanından temizlenirken koku kullanmalarına ruhsat verilmiştir. -İnşaallah yeri geldiğinde bu konu daha geniş izah edilecektir.


Hatırlatmalar:


1. Cinsel ilişki sonucu cünüp olan hanım, gusletmeden önce hayız olur ise, ayrıca cünüplükten dolayı gusül abdesti alması ge­rekmez. Hayızı tamamlandıktan sonra cünüplük ve hayızdan do­layı, her ikisi için de niyet ederek, bir gusül abdesti alır.[220] Ancak isterse, cinsel organını yıkamayla yetinebileceği gibi, müstehap olduğu için gusül abdesti de alabilir. Ya da, hayızdan temizlendiği zaman gusleder.

Hanefî mezhebine göre, bir kadın ihtilam olduktan sonra veya eşiyle ilişkide bulunduktan sonra gusül abdes­ti almadan önce âdet görmesi durumunda, gusül abdes­ti alıp-almamakta serbesttir. Ancak gusül abdesti alması daha evlâdır. [221]

2. Gusül abdestini gerektiren iki durum bir arada olduğu zaman, her ikisine de niyet ederek tek gusül abdesti alınması ye­terlidir. Alimlerin çoğunluğunun görüşü budur. [222]

3. Cünüplükten dolayı gusül abdesti alan kadın, abdest al­madan önce gusül abdesti almış ise, gusül abdesti normal abdest yerine de geçer. Gusül abdesti aldıktan sonra tekrar abdest al­ması gerekmez. Çünkü cünüplükten arınmak, küçük hadesten/ abdestsizlikten de arınmaktır. Âişe (radiyaîlahu anhâ) anlatıyor; 'Rasulullah (saiiallâhu aleyhi ve seüem) gusül abdesti alır ve iki rekat namaz kılardı. Gusü! abdestinden sonra abdest aldığını gör­medim.[223]

4. Cünüplükten dolayı gusül abdesti almayı geciktirmekte kadınlar için bir sakınca yoktur. Gusül abdestini bir an önce al­mak için acele etmek, hiç kuşkusuz birinci derecede namaz için olur. Nitekim Âişe validemizin bildirdiğine göre, Peygamber (sal-lallâhu aieyhi ve sellem) bazen gusül abdesti almadan uyuduğu oluyormuş. [224]

5. Cünüp iken, tüyleri gidermek, saçı ve tırnakları kısaltmak, çarşıya çıkmak vb. şeyler hanımlara da, erkeklere de mubahtır, hiçbir sakıncası yoktur.

Hanefî mezhebinde, cünüp kimsenin etek traşı ol­ması veya tırnak kesmesi mekruhtur. [225]

6. Hanımların eşleriyle birlikte banyo yapmaları -âlimlerin icmâsıyla caizdir, birbirlerinin avret mahalline bakmaları caizdir. Mekruh değildir. Aişe (radiyaîlahu anhâ) anlatıyor; 'ben ve Pey­gamber (salhiîâhu aleyhi ve sellem) bir kapta yıkanırdık. O ben­den önce davranırdı, ben de; 'bana bırak, bana bırak' derdim'. [226]

7. Kadın olsun, erkek olsun bir başkasından artan gusül ab­desti suyunu kullanması caizdir. Çünkü İbni Abbâs radiyaîlahu anh, 'Rasuluiîah (sallallâhu aleyhi ve sellem), Meymûne'den ar­tan su ile gusül abdesti alıyordu' demiştir. [227]

8. Mümin kadının, eşi dışında hiç kimsenin yanında tama­men çıplak yıkanması caiz değildir. Ancak yalnız olarak veya eşinin yanında yıkandığı zaman tamamen çıplak olmasında bir sakınca yoktur. Mûsâ ve Eyyûb aleyhisselam'm tamamen çıplak olarak yıkandığı sabittir. Tabi bu hiç kimsenin bulunmadığı yerde olmuştur.

9. Gusül abdesti alırken, henüz tamamlamadan normal ab­desti bozan bir durum olduğunda, gusül abdestini iade etmesi gerekmez, kaldığı yerden tamamlar. Bu durumda yapması ge­reken sadece namaz abdesti almasıdır. Alimlerin çoğunluğunun görüşü budur. Çünkü namaz abdestinin bozulması, gusül abdes-tine mâni değildir. Abdestli olması guslü etkilemeyeceği gibi, ol­mayışı da etkilemez.

10. Namaz abdesti alındığı takdirde, cünüp olarak uyumak caizdir. Ömer bin Hattâb (radiyaîlahu anh), gece cünüp olma hakkında, Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e sordu. Pey­gamber 'Abdest, organını yıka sonra uyu' buyurdu. [228]

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

[183] İbnEbîŞeybe, 8/372.

[184] Hanımların Yabancılar Karşısındaki Giyimi konusundaki üçüncü şart.

[185] Müslim, 2128.

[186] Suyûtî, Tenuîrü'l-Hauâlik, 3/103.

[187] Ahmed, 5/205; Zayıf senetle rivayet edilmiştir. Ancak Ebû Dâvûd'da nakledilen varyantı ile 'hasen' derecesindedir.

[188] Nesâî, 2/283; Ebû Dâvûd, 4173; Tirmızî, 2786; Hasen rivayettir.

[189] Fethu'i-Bâri, 2/279.

[190] Buhâıt 5885; Tirmîzî, 2784; Ebû Dâvûd, 4097; İbn Mâce, 1904.

[191] Ebû Dâvûd, 4097; Ahmed, 2/325; Sahih rivayettir.

[192] İbn Urve el-Hanbelî; el-Keuâkib, 93/132-134.

[193] Müslim, 2077; Nesâî, 2/298; Ahmed, 2/162.

[194] Bkz. İbn Teymiye, îktidâu Sırâti'l-Mustakîm.

[195] Ebû Dâvûd, 4029; İbn Mâce, 3607; Hasen li-gayrihi rivayettir.

[196] Tirmîzî, 1720; Nesâî, 5144; Ebû Dâvûd, 4057; İbn Mâce, 3595; Sahih rivayettir.

[197] Buhârî, 5740; Müslim, 2071.

[198] Dirsekten orta parmak ucuna kadar olan uzunlukta. (Çcv.)

[199] Ebû Dâvûd, 4117; Mâlik, Muuattâ, 1700; Sahih rivayettir.

[200] Nevevî, Şerhu Müslim, 4/795.

[201] Aunu'l-Ma'bûd, 11/174.

[202] Abdurrezzâk, Musannef, 5115; Sahih rivayettir.

[203] Câmiu Ahkâmi'n-Nisâ, 4/434.

[204] Nur, 31.

[205] Buhârî, 5103; Müslim, 1445.

[206] Ahmed, 2/187; Ebû Dâvûd, 495.

[207] Buhârî, 251; Müsiirn, 320.

[208] Nevevî, el-Feth, 1/465.

[209] Sünenü'I-Beyhakî, 9417; El-İnsâf, 8/20; el-Muğnî, 6/554; el-Mecmû, 16/140.

[210] Buhârî, 193; Ebû Dâvûd, 79; Nesâî 1/57; İbn Mâce, 381.

[211] Câmiu Ahkâmi'n-Nisâ, 4/195.

[212] Yani göbekle diz kapağı arası.

[213] İbnu'l-Humâm, Fethu'i-Kadîr, 8/105. (Çev.)

[214] Câmiu Ahkâmi'n-Nisâ, 4/504.

[215] Buhârî, 2053; Müslim, 1457.

[216] Buhârî, 6073.

[217] Ebû Dâvûd, 5217; Tirmizî, 3827; el-Hâkim, 4/272; Sahih rivayettir.

[218] Buhârî, 3085; Müslim, 1345.

[219] Ahzâb, 59.

[220] İbn Kesîr, 3/284.

[221] El-Muğnî, 6/562.

[222] İbnü'l-Cevzî, Ahkâmu'n-Msâ, 76.

[223] Müslim, 338; Ebû Dâvûd, 4018; Tirmizî, 2793; İbn Mâce, 661.

[224] Nur, 31.

[225] Buharı, 1372; Müslim, 903.

[226] Buhârî, 2620; Müslim, 1003.

[227] Nur, 31.

[228] El-Mebut, 10/157.
Şatibi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
 
Mesajlar: 2550
Kayıt: Pzt Şub 15, 2010 6:41 pm

Dön Taharet ve Temizlik

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir